semboltatilsitesi

ERDEMLİMİZ

Geze Geze Erdemli ;
 
Erdemli İçel in toprak bakımından orta kısmında yer alır. Mersin istikametinden gelirken Çeşmeli kasabasında ilçe sınırları içine girilmiş bulunur. Çeşmeli, Kargıpınarı, Tömük, Arpaçbahşiş kasabası narenciye bahçeleri ile kaplıdır. Mayıs ayında geçerseniz limon çiçeklerinin kokusu bir başkadır. Arabayla Erdemliye doğru ilerlerken deniz kenarlarının tamamen yazlık siteler ile çarpık bir şekilde geliştiği görülür. Erdemli’nin ilk girişinde yolun her iki tarafı çam ağaçları ile kaplıdır. Bu çam ağaçlarına halk arasında “ağaçların öpüştüğü yer” denilmektedir. Ancak Belediye tarafından yıllardır Erdemli nin simgesi haline gelen bu ağaçların ortalarından kesilerek katledildiğini görenler üzülmekten kendilerini alamıyorlar. Erdemli’nin çıkışında ise Kocahasanlı, Limonlu, Kumkuyu, Ayaş ve Kızkalesi beldeleri bulunur. Erdemli Kızkalesi arası bir tarih bir medeniyetidir.
 
Kargıpınarı yolundan kuzeye doğru Erdemli’den 23 km gidildiğinde Sıraç içmelerine ulaşırsınız. Piknik yapmak isterseniz Şahna yolunda Müğlü deresinde kendin pişir kendin ye gibi yerlere, balık severseniz de Dedekavak yada Elvanlı tarafına geçip alabalık yiyebilirsiniz. Erdemli Talat Gökdemir Çamlığıda günübirlik piknik alanlarının yanı sıra, çadır kurmak isteyenler ile karavanlarıyla gezenlere de hizmet vermeye devam ediyor.
 
Ayaş en genç belediyelerimizden olup, gün ışığına çıkmayan birçok tarihi eserler mevcuttur. Yol kenarından geçerken kahvehanelerin yanında duruyoruz. Yolun kuzeyinde İtalyan Roma Üniversitesi ve Vehbi Koç Vakfı nın finanse ettiği bir kazı ve restorasyon çalışmaları olduğu görülmekte, Antik Tiyatronun bir bölümünün restorasyonu yapılmış olup, diğer çalışmalara kış nedeni ile ara verilmiş, yolun güneyinde ise kumlarla kaplı alanın bir bölümünün kumları alınmış altından Liman Hamamı ortaya çıkmış, Yüksel Önder’le birlikte Çatıören ve İmirzili yoluna doğru devam ettik, asfalt yol çabuk bitti, Yağmurların stabilize yolu parçalaması nedeni ile geri dönmek zorunda kaldık.
 
Ayaş tan Kızkalesine doğru devam ediyoruz. Hemen kısa bir mesafe yol aldıktan sonra Paşa türbesine geliyoruz. Selçuklu döneminden kalan bu türbenin Aktaş oğlu Sinan Bey’e ait olduğu kitabeden anlaşılmaktadır. Türbelerden umut bağlayanlarca türbenin her tarafına hatta civarındaki ağaçlara bile bez parçaları bağlandığı görülmektedir.
 
Paşa Türbesinden batıya doğru ilerleyince Akdeniz in incisi Kızkalesi bir gelin gibi Akdenizin suları içinde süzülür. Kıyıdan açıkta küçük bir ada üzerinde yer alır. Halk arasındaki “Sepetten Çıkan Yılan Hikayesi” nden ismini almıştır. Kızkalesi’ nde iki kale bulunmakta, açıktaki kalenin yanı sıra denize uzanan bir burun üzerinde bir diğeri (korykos kalesi) konumlanmıştır. Her iki kale de 12.yüz yıl başında Rubeniyan sülalesinden gelen Ermeni kralları tarafından Korykos kentini korumak için yaptırılmış. Korykos kent kalıntıları, Korykos kalesinin kuzeydoğusuna doğru yayılır. Kalenin yanından geçen kara yolu kalıntıları ikiye böler, antik şehir limon bahçeleri arasında kalmıştır.
 
Kızkalesi sığ bir denize ince pırıl pırıl bir kumsala sahip olup, turizme yönelik bol miktarda otel, motel, pansiyon, lokantalar yer almakta, pahalı otellerin yanı sıra orta direk insanlarında tatil yapabileceği yerleri mevcuttur.
 
Kızkalesinin içinde “Adam Kayalar”ı gösteren oku takip ederek kuzeye doğru ilerliyoruz. Yolun 10.km’si asfalt, 2 km’lik kısmı ise stabilize. Stabilize yol çamurlu olduğundan arabayı bırakıp yaya olarak ilerliyoruz. Şeytan deresinin hemen üzerine geldik tarihi yıkıntılar ve yer yer sarnıçlar var. Buradan Kızkalesi’ni fotograflamaya çalışıyoruz. Adam Kayalar diye bilinen insan kabartmaları, şeytan deresi’nin üzerindeki derin boğazın dik yamaçlı kayasının yüzünde yer alır.Şeytan deresine yaklaşınca son derece kaygan kayaya oyuk basamaklardan 50 m. daha aşağıya inilip uçurumun üstündeki dar düzlüğe geçilince, karşınızda bir sur gibi insan kabartmalarını bulursunuz Toplam 13 tablodan oluşan ve M.S.1. yada 2.yy''a tarihlenen Roma soylularına ait bu kabartmalar ölüler için yemek sahnelerini göstermektedir. Bazılarının alt yazısı bulunan bu insan kabartmaları arasında kanepeye uzanmış bir adam elinde üzüm salkımı tutan biri, mızraklı bir başkası, elinde savaş baltası bulunan bir diğeri ile uzun giysili, başları örtülü bazı kadın figürleri de bulunmaktadır.
 
Kanlıdivane’ye gitmemek hiç olur mu? Erdemli’nin 20 km kuzeybatısında Mersin’e 45 km uzaklıkta olup Erdemli-Silifke karayolunun 3 km kuzeyinde bulunuyor .Antik çağdaki adı Conytelis olan kent büyük bir obruğun etrafında kurulmuştur. Yeni şehir anlamına gelen Neopolis ya da Conytelis denir. M.S.408-450 yılları arasında kurulmuştur. Burası Hellenistik Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim merkezi olarak kullanılmıştır. Hellenistik Kule, Bazilikalar ve Nekropoller en önemli arkeolojik kalıntılardır. Bölgeye CONYTELIS adının verilmesinin sebebi ise 300 bin nüfuslu olduğu söylenen bölgede idamlık suçlular mancırıkla obruğa indiriliyor ve burada yaşayan arslanlara parçalattırılıyordu. Yaklaşık 100 metre derinliği olduğu ancak sel ve yağmur nedeni ile 40 metresinin toprak ve taşlarla dolu olduğu söylenmekte. Obruğun hemen yanı başında komutan sarayı ve papaz okulu olduğu söylenen yapılar mevcut. Obruğun iç güney kısmında ise ayin yapan rahibe figürleri bulunuyor. Neopolis (Conytelis) obruğunun güneybatı kısmında bulunan helenistik kule üç katlı olarak yapılmıştır. Kalenin batı tarafındaki kitabede rahip Aolba Tarkyavers’ in oğlu Teukros’un bu kaleyi Tanrı Zeus, Olbios onuruna yaptırmış olduğu belirtiliyor. Bu da Conytelis in Olba krallığı içerisinde bir kent olduğunu gösteriyor. Birkaç fotografdan sonra Limonlu’ ya doğru yola çıktık.
 
Kayacı Vadisi’ ne doğru ilerliyoruz. Her ne kadar sahilinin dar olduğu düşünülürse de sahil kordonu boyunca yapılan yazlık siteler kasabaya özellikle yaz aylarında canlılık kazandırır. Orta Doğu Teknik Üniversitesine bağlı Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü’ nün bulunduğu Limonlu Kasabasının başlıca geçim kaynağı narenciye. Erdemli’ nin 8 km batısında bulunan Limonlu Kasabası tarihi kalıntıların yanı sıra doğal güzellikleriyle de cezbeder insanı. Kale ve sarnıçların yanı sıra KAYACI VADİSİ yeni tanınmaya başlamış durumda. Limonlu’ nun kuzeyinde ve kasabaya 15 km uzaklıktadır. Adını sanki yüksek sarp ve kayalardan alan vadi, aynı zamanda tarih ve doğanın birleştiği bir mekan. Vadi içinde akan Limonlu Çayı 130 km uzunluğunda ve Orta Toroslar’dan doğup Akdeniz’e dökülüyor. Romalı’lar bu su sayesinde Korykos (Kızkalesi) kentini 450 yıl egemenlikleri altında tutmayı başarmışlardır. Limonlu Çayı ovalık Kilikya’da yani Çukurova’da 3500 yıl önce M.Ö.1700-1200 yıllarında kurulan bölgesel Kızzuvvatna’nın batı sınırı. Kayacı Vadisi’nde gezerken insanın kendisini Tunç ve Antik çağda hissetmesi normal. Hele bahar aylarında açan sümbüllerin eşsiz güzelliği görülmeye değer. Lemas Çayı yüksek ve sarp kayalar arasında “S” çizerek dolanır ve sonunda Limonlu Kasabası’nda denize dökülüp kaybolur gider. Kayacı Vadisi’nde kurulan piknik yerleri özellikle yaz aylarında ADANA ve MERSİN’ in gürültü ve stresinden kurtulmak isteyenlerin akın ettiği bir mekan. Bu yörenin yeterince tanıtımı yapılmadığı için sadece günübirlikçiler tarafından biliniyor .Vadiye yeni yeni bazı lüks otel ve turlar tarafından günübirlik geziler düzenlenmeye başlanmış durumda 150-200 metre yükseklikteki Sarp Kayaları seyretmeye insan doyamıyor. Burada havanın yer yer pamuk gibi beyaz bulutlarla kaplı mavisi ile yeşilin binbir tonunun sonsuz çizgide buluşması ayrı bir özellik. Bölgede yaşayan yerli halk ise hala gelenek ve göreneklerini sürdürüyor. Toroslardan doğup Limonlu kasabasından denize dökülen Lemas çayından KORYKOS’a ve diğer yerleşim birimlerine su taşıyan su kemerleri Limonlu Kasabası’ndan Kız Kalesi’ne kadar uzanır. Su kemerinin yanı sıra da taştan bir yol uzanır.
 
Yolumuza devam ederken Kızkalesi’ne adını veren sepetten çıkan yılan hikayesini de anlatalım:
 
“Bir zamanlar yörede egemen olan krallardan biri bir kızı olmasını çok ister, tanrıya yakarır dururmuş. Sonunda dileği gerçek olmuş, kralın kızı büyümüş güzelliği ve iyilikseverliği ile herkesin sevgisini kazanmış. Kralın mutluluğuna da diyecek yokmuş. Günlerden bir gün kente bir falcı gelmiş. Kral falcıyı yanına çağırarak kızının geleceğini öğrenmek istemiş. Kızın eline bakan falcı irkilmiş birden, gördüklerini söylemek istememiş ama kralın ısrarı üzerine, kızını bir yılanın sokup öldüreceğini ve bu yazgıyı kimsenin değiştiremiyeceğini söylemiş. Kral kara kara düşünmeye başlamış. Kızının kaderini değiştirebilmek için kıyıya yakın bir adada bir kale yaptırmış ve kızını kaleye kapatmış.Kız ne olup bittiğini bilmeden, görkemli kalede yalnız, mutsuz bir yaşam sürüyormuş, Bir gün saraydan bir sepet üzüm gönderilmiş. Sepetin içinde genç kızın yazgısı gizleniyormuş. Üzümlerin arasından çıkan yılan kızı sokmuş ve yaşamına son vermiş.” Hikaye böyle.
Bugün 8 ziyaretçi (87 klik) kişi burdaydı!
 
Asansör Bak.
Çatı Bakımı
HavuzBakımı
BahceBakımı
Isı Tasarrufu
Ev Bakımı
Yangın

Kat mülk.kanu.
Kat mülk.geçiş
Yargıtay karar.
Doğal afet sig.
Bilgi Bankası
Mevzuat
Ziyaretçi Deft.

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=